Eksi 71 Derece ile Dünyanın En Soğuk Yeri Neresidir?
Bir Kış Sabahı, Kayseri’de Soğuk Bir An
Bugün, Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken birdenbire kafamda bir soru beliriverdi: “Eksi 71 derece ile dünyanın en soğuk yeri neresidir?” Bu soğuk, o kadar içimi titretiyor ki, gerçekten merak ediyorum, bu kadar bir soğuk nasıl bir şey olabilir? Hani biz Kayseri’de kışları -10 -15 derecelere alışığız ama eksi 71 derece! İnanın, bu kadarını hayal edemiyorum.
Yolda ilerlerken, gözlerim yerden kalkmıyor. Kar, bu kadar soğuk olmasına rağmen, bana bir şekilde huzur veriyor. Ama bu huzur, sadece Kayseri’nin soğukluğundan değil, zihnimdeki o sorudan da. “Eksi 71 dereceyle dünyanın en soğuk yeri nerededir?” diye düşündüm. Bu soru, gerçekten beni bir noktada sarmaya başladı.
Bir an düşündüm: Kayseri’de kışın, bazen rüzgarın yüzünüze vurduğunda, o an ne kadar çaresiz hissediyorsunuz. Bazen de o soğukla savaşırken, sıcak bir odanın içindeki hayal kırıklığınızı bile unutuyorsunuz. İşte o an, bu soru belirdi kafamda. O kadar soğuk bir yer olabilir mi? Sadece bu soruya odaklanarak birkaç adım daha attım, belki cevabı bulabilirim diye…
Eksi 71 Derece ve Varlıkların Hikayesi
Sırf bu soruyu düşünmek için adeta bir yolculuğa çıkmıştım. Kayseri’nin karlı yollarını geride bırakıp, soğuk bir kış akşamında oturduğum o eski kafede bir köşeye çekildim. Birden telefonumu aldım, google’a “Eksi 71 derece ile dünyanın en soğuk yeri neresidir?” diye yazdım.
Cevap karşıma o kadar çarpıcı çıktı ki. Dünyanın en soğuk yeri, Antarktika’daki Vostok İstasyonu. Burada, 1983 yılında kaydedilen 71.2 dereceyi görünce birden kalbim hızla çarpmaya başladı. 71.2 derece soğuk! Şu an Kayseri’de bile öyle bir soğuk hissetmek neredeyse imkansız gibi. İnsan aklının alacağı bir şey değil. O kadar sert bir soğuk ki, her şeyin donup öleceği bir yer. Eksi 71 derece, insanın hiçbir şeye dokunma isteğini bile yok ederdi sanırım. Hayal ediyorum, orada yaşamak nasıl bir şey olmalı? O kadar soğuk bir yerin varlığını bilmek bile içimi titretiyor.
Beni en çok etkileyen şeylerden biri de, orada yaşamaya çalışan insanların direnciydi. O kadar soğuk bir ortamda, hayatta kalabilmek için nasıl bir güç gerekiyor? Gerçekten hayatta kalabilmek için soğuğu bir tür yoldaş gibi kabul etmek, en zoru olmalı. O kadar soğuk bir yere gitmek… Kafamda bir sürü soru dönüyor. O kadar ıssız bir yerde, insanlar nasıl mutlu olabilir? Birbiriyle nasıl iletişim kurabilirler? O kadar uzak bir yerde, sadece soğukla baş başa kalırken, insanın kendisini nasıl bulabileceği üzerine hayal kuruyorum.
Antarktika’nın Soğuğu: Umut ve Hayal Kırıklığı Arasında
Bir süre soğuk üzerine düşündüm, gözlerim biraz dalmışken, içimden şunları düşündüm: “Eksi 71 derece gibi bir sıcaklıkta, insanın hayata nasıl tutunabileceğini ancak hayal edebilirim.” Bir yanda o soğuk, bir yanda bu soğukta hayatta kalabilmek için gösterilen inanılmaz direncin verdiği umut. Antarktika’da, bu sıcaklıkla baş başa kalmış bir insan, bir şekilde hayatta kalmayı nasıl başarıyor? Bunu merak ediyorum.
Ama diğer yanda da bir şeyler eksik gibi. Sadece soğukla değil, yalnızlıkla da mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Bu ortamda, insanın yalnız kalması, bir yere ait olamaması, soğuğun ötesinde bir başka yük olmalı. Kafamda canlanan o manzara, beni derinden etkiliyor. Çünkü soğuk, aslında sadece fiziksel bir şey değil; insanın içindeki boşluğu, yalnızlığı da yansıtıyor gibi.
O kadar uzak bir yere gitmek, orada hayatta kalmak… Hangi duyguyu taşır? Hayal kırıklığı mı, yoksa umut mu? Belki de bir şekilde hayatta kalabilenler, oradaki soğukla uzlaşmayı başarmışlardır. Ama içimde bir yerlerde, oradaki soğuğun asıl anlamını anlamaya çalışırken, o sıcaklığın yetersizliği hissi beni buluyor. Kayseri’nin soğuğunda bile bazen umutlarım donuyor, o kadar soğuk bir yerin hayalini kurmak, bana hem ürkütücü hem de cesaret verici geliyor.
Sonuç: Soğukta Hayatta Kalmak
Eksi 71 derece ile dünyanın en soğuk yeri neresidir sorusunun cevabını öğrendiğimde, bir yandan huzursuz oldum, bir yandan da bu soğuğun aslında bir tür yaşam mücadelesi olduğunu fark ettim. Antarktika’daki Vostok İstasyonu, aslında sadece soğuk bir yer değil; hayatta kalma, direncin ve umutların birleştiği bir yer. O kadar sert bir soğukta, insanın sadece bedenini değil, ruhunu da koruması gerekir.
Kayseri’nin soğuğunda bile bazen hayal kırıklığına uğrayabiliyoruz. Ama orada, o kadar soğuk bir ortamda, insanın kendisini bulabilmesi ve hayatta kalabilmesi, belki de en büyük mucize. Hem de yalnızca soğuğa karşı değil, tüm zorluklara karşı. Bu soğuk, bana hayatın ne kadar sert ve zorlu olduğunu hatırlatıyor ama aynı zamanda hayatta kalmanın, insanın içinde nasıl bir güç taşıdığını da gösteriyor.