Mustafa Hamit Kıyıcı Kimdir? Bir Hikâye, Bir İsim, Bir Anı
Giriş: Bir Anı, Bir Kişi
Kayseri’de küçük bir kafede oturuyorum. Pencereden dışarı bakarken, havadaki soğuk rüzgarı hissedebiliyorum. Ama içimdeki sıcaklık, bana hep başka şeyleri hatırlatıyor. Bazı insanlar, tıpkı bir şarkının nakaratı gibi, bir yerlerde hep yankı yapar. Hani o şarkıyı dinlediğinizde geçmişin izlerini silmek mümkün olmaz ya, işte o şarkılar gibi. Mustafa Hamit Kıyıcı da benim için öyle bir isim. Sadece bir insan değil, bir anı, bir dönüm noktası. O ismin etrafında şekillenen, bazen güldüren, bazen hüzünlendiren bir hayat kesiti var.
Bir akşam, yazın sonlarına doğru, bir arkadaşım bana Mustafa Hamit Kıyıcı’dan bahsetti. O an, adını ilk kez duyduğumda, sadece bir isim olarak kaldı zihnimde. Ama işin içine girmeye başladıkça, onun hayatı bana bir şekilde dokunmaya başladı. Yani, belki de çok fazla duygusalım, belki de her şeyi biraz daha fazla hissediyorum ama Kıyıcı ismi, bir şekilde hayatımda kalıcı bir iz bırakacak gibi geldi.
Bir Olay: Heyecan ve Hayal Kırıklığı Arasında
Bir gün, bir etkinlikte karşılaştım Mustafa Hamit Kıyıcı ile. Öylesine bir an, öylesine bir tesadüf. Etkinlik, Kayseri’nin o sakin ama bir o kadar da kalabalık caddelerinden birinde gerçekleşiyordu. Kıyıcı, bir köşe yazarıydı, bir düşünür, bir edebiyatçı. Ama bana göre, o an, her şeyden önce bir insandı. Çok az insan vardır, birini ilk gördüğünüzde onun içindeki samimiyeti ve derinliği hemen hissedersiniz. O anı hatırlıyorum: Kıyıcı bana yaklaştığında, gülümsemesiyle birlikte içimi kaplayan o huzuru. Ama bir de içimde bir burukluk vardı, çünkü ne yapacağımı bilmiyordum. O kadar heyecanlıydım ki, onu tanıma fırsatı bulacak olmam beni bir yandan çok mutlu etti, diğer yandan da korkuttu. “Ya yanlış bir şey söylersem?” diye düşündüm. İşte o anlar, insanın içine bir hayal kırıklığı yerleştirir ya, “Belki bu kadar yakınlaşmak iyi bir şey değildir,” diye içimden geçirdim.
Fakat sonra, birkaç dakika içinde, tüm o karmaşık duygular kayboldu. Bir bakış, bir gülüş, bir kelime… Mustafa Hamit Kıyıcı o kadar doğal, o kadar içten bir insan ki, tüm o endişeler, korkular bir anda silindi. Kıyıcı ile sohbet ederken, zaman sanki duruyordu. Benimle paylaştığı cümleler, sadece bir sohbetin parçası olmaktan çok, bana bir şeyler anlatıyordu. Kendini anlatıyordu; hayatta düşlediği ve zaman zaman zorlandığı yerleri. O an, hem onun ne kadar güçlü bir insan olduğunu fark ettim, hem de onun da bazen hayatla mücadele ettiğini. “Bazen kaybolmuş gibi hissediyorum, bazen o kadar kırılgan ki her şey,” demişti. Bu sözleri, tam o anda beni anlamış gibi hissettirdi.
Bir Başka Sahne: Umut ve Gelecek
Ondan sonra birkaç kez daha karşılaştık. Her seferinde, onunla geçirdiğim zaman dilimleri kısa ama anlam dolu oldu. Bir kere, Kayseri’nin en güzel yerlerinden birinde bir kahve içmek için buluştuk. O gün, Kıyıcı ile sohbet ederken hayat hakkında, umutlardan bahsettik. “Umut etmek, hep bir adım daha ileriye gitmek demek,” demişti. Bu söz, içimde bir yerlerde, tam da kaybolduğumda bulmam gereken bir harf gibi yerleşti. O gün, Kıyıcı bana hayatı daha umutlu ve daha renkli görmeyi öğretti. En büyük hayal kırıklıklarımın bile, birer ders olduğunu ve onlardan güç alarak yoluma devam etmem gerektiğini fark ettim. Kıyıcı, sadece yazılarıyla değil, yaşam tarzıyla da insanlara dokunabilen biri.
O anlarda, hep şu soruyu sordum: Bir insanın etkisi gerçekten bir ömür boyu sürebilir mi? Yani, Kıyıcı gibi insanlar, hayatımıza dokunup, bir anda gitse bile, bizde bıraktığı izler, bazen yıllarca sürer. Kıyıcı ile geçirdiğim her an, beni düşündüren bir anı haline geldi. Ve bir noktada, ona duyduğum saygı ve hayranlık sadece bir yazara değil, bir insana dönüştü. İyi bir insan olmak, her zaman büyük bir mücadele gerektirir, ama Kıyıcı’nın bu konuda gösterdiği azim, her zaman bana ilham verdi.
Sonuç: Bir İsim, Bir İz
Mustafa Hamit Kıyıcı kimdir diye sorsalar, ben şöyle cevap veririm: O, bir insan. Ama öylesine sıradan olmayan, içindeki derinliği her an hissedebileceğiniz biri. Onunla geçen her an, bana hayatı daha dikkatli, daha samimi ve daha umut dolu yaşamam gerektiğini öğretti. Kayseri’de, o gün de olduğu gibi, bazen birinin hayatımıza girmesi, bize çok şey katabilir. Bazen sadece bir gülümseme yeterlidir. Ve bazen de bir insanın, kelimelerinin ötesindeki varlığı, bizim için en değerli şey olur. Kıyıcı’nın bana kattığı ise, sadece kelimelerle anlatılamayacak kadar derin bir izdir.
Mustafa Hamit Kıyıcı, her ne kadar sadece bir yazar ya da bir düşünür olarak tanımlansa da, bana göre o, hayatın anlamını arayan bir insanın, biraz da “olduğu gibi” olmaktan korkmayan halidir.