İçeriğe geç

Farzet ki sen yoksun ne zamana kadar ?

Farzet ki sen yoksun ne zamana kadar?

Hayat bir anlık. Bu kadar kısa, bu kadar çabuk geçiyor. Ama sosyal medya, insanların “olmuş” gibi yaşadığı ve aslında hiçbir zaman tam anlamıyla var olamadığı bir alan. Şimdi sorum şu: Farzet ki sen yoksun, ne zamana kadar? Yani, gerçekten? Kaç saat, kaç gün, kaç hafta sürer insanları kaybetmeden? Durup bir düşünmeye değer.

İstediğin kadar ol; fark etmez. Bazen yok olmak gerek

İzmir’de yaşıyorum, sosyal medyada aktifim ve genellikle tartışmayı seviyorum. Bazen kendimi bir televizyon dizisinin yan karakteri gibi hissediyorum. Herkesin hayatı sanki bana odaklanmış, ama ben hep arka planda bir figürüm. Sosyal medya üzerinden sürekli bir varlık inşa ediyoruz, ama bir noktada “tam olarak kimim ben?” diye sorgulamaya başlıyorum. Farzet ki sen yoksun. Bu noktada insanların ne kadar kolayca unuttuğunu, hatta unutmaya meyilli olduklarını görüyorsun.

İçeriği takip eden, sürekli güncelleyen insanlar var. Ve sonra bir bakıyorsun; birdenbire “bu kişi kimdi, nerede?” diye soranlar. Evet, dikkatli olun: “Herkes” diyor ama kimse seni hatırlamıyor. Sosyal medyada var olmak demek, aslında sürekli bir yapay varlık oluşturmak demek. Bazen kendi kimliğini bulamayacak kadar içine hapsoluyorsun. Var olmadan önce, yok olmayı öğrenmen gerek.

Sosyal medyada “yok olmak” aslında nasıl bir şey?

Birçok insan, sosyal medyada varlık gösteriyor, fotoğraf paylaşıyor, hikâyeler atıyor. Ama bu gerçeklik mi? Gerçek hayatta da var mıyız, yok muyuz? Ya da şunu sorayım: Gerçekten önemseyen kaç kişi var? Farzet ki sen bir gün yok oldun; kim seni hatırlayacak? Kimsenin seni hatırlamaması, kaybolman ne kadar korkutucu olurdu? Korkma! Bu dünya senin için dönmüyor, ama sen dönmek zorundasın.

Sosyal medya algoritmalarının kurbanı olmamak elde değil. Hangi içerik daha çok beğeni alır, hangisi daha çok paylaşılır? Birinin dikkatini çekebilmek için ne kadar çaba harcayacağın çok önemli. Her gün yenilenebilen bir içerik, kaybolmaya mahkûm. Takipçiler geçici, insanlar ise unutkan. Kimse seni bir başkası kadar düşünmüyor. Bu “yok olma” meselesini başka bir açıdan ele alalım: Eğer sen yoksan, seni kimse aramıyorsa, ne zaman bu kadar değersizleştiğimizi sorgulamalıyız.

Sosyal medyada “değer” ne kadar kalıcı?

Birkaç beğeni, birkaç takipçi seni anlık olarak mutlu edebilir, ama bu bir illüzyon. Bir süre sonra ne olduğunu soran kimseyi bulamayacaksın. Çünkü sosyal medya sadece geçici bir şov. Gerçek bağlar ve kalıcı ilişkiler her zaman offline dünyada var. Zamanında insanlar birbirlerinin gözlerine bakarak konuşuyordu; şimdi mi? “Bir yorum atarsan hemen cevap yazarım!” deniyor. İnsanlık giderek daha yalnızlaşıyor, kimse kimseyi dinlemiyor ama herkes “görünür olmak” derdinde.

Farzet ki sen yoksun: Nereye kadar?

Bu yazıda en sevdiğim şey, asıl noktanın sürekli kaybolan ve kaybolmaya devam eden bir şey olmasında yatması. Yok olmak da ne demek? Tam anlamıyla yok olmasak da, günümüzde birçok insan kimliğini sosyal medya üzerinden oluşturuyor. Farzet ki bir sabah sen de yok oldun, aniden bir gün çığlık atarak, kaybolarak… Kim seni hatırlayacak? Evet, insanlar geçici, ama bence bir tık daha kalıcı olan şey, insanın kendisidir. Kendini bulamamak, sürekli kaybolmaya çalışmak, gerçekten korkutucu.

Farzet ki sen yoksun; ne kadar geçerli olursun?

Hayatın dışında olmak: Gerçekten zor mu?

Sosyal medyanın getirdiği en büyük zorluklardan biri bu: Hayatın dışında kalmak, bir kenara itilmek. Kimse senin yokluğuna kayıtsız kalamaz diyorum, ama birçok insan kayıtsız kalıyor. Farzet ki sen yoksun: ne kadar fark eder? Kimi insanlar bir anlık farkındalıkla seni hatırlayacakken, diğerleri de bizzat o anı unutacak kadar yüzeysel. Kimseye çaktırmadan kaybolabiliriz. Bir kaç gün kimseye bir şey söylemesek, kaybolsak, belki o zaman “gerçekten kimim ben?” sorusu daha fazla anlam kazanabilir.

Sonuç olarak: Var olmak ya da yok olmak?

Beni sorgulamaya iten sorulardan biri şudur: Sosyal medya kullanıcılarının kendilerine neden sürekli olarak görünür olma ihtiyacı duyduğunu anlamıyorum. Birisi sosyal medyada yoksa, bu onu kimseye unutturmaz mı? Yoksa bu yokluk bir anlam taşır mı? O kadar sıradan ve beğenilmek için savaşan bir toplumda kaybolmak, insanın en büyük cesaret gerektiren hareketi olabilir. Ve işte bu yüzden yok olmanın kendisini düşünmek, bir anlamda seni daha güçlü kılabilir.

Her şey geçici, her şey kaybolabilir. Ama senin kim olduğunu bilen bir tek sensin. Ve evet, belki kimse seni hatırlamayacak, belki de sadece bir “algoritma” seni hatırlayacak. Ama en önemlisi, seninle gerçek bir bağ kuran insanları bulduğunda, gerçek bir “varlık” keşfetmiş olursun. Farzet ki sen yoksun, ne zamana kadar?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vd.casino