Hayal Kırıklığı ve Gelecek Umudu: Mühendisliklerin 300 Bin Barajı
Kayseri’nin sabahlarına her zaman aynı şekilde uyanırım; içimde bir karışıklık, dışarıda güneşin nazlı nazlı doğuşunu izlerken. 25 yaşımda bir gencim ve uzun zamandır mühendislik okuyan, hayata dair büyük hayaller kuran biriyim. Ancak, bazı sorular beni hep meşgul eder: “Hangi mühendislikler 300 bin barajını aşmaz? Gerçekten herkesin yolu aynı mı?” Kendimi bu sorularla sıkça baş başa buluyorum. Bazen, hayatın ne kadar da adaletsiz olabileceğini düşünüyorum.
İlk Adım: Umutla Başlayan Yolculuk
Birkaç yıl önce, mühendislik fakültesine başladığımda her şey çok farklıydı. Kayseri’de, özellikle bu şehri çok seviyorum, ama şehirdeki insanlar genellikle köklerinden gelen bir hayata sıkı sıkıya bağlılar. Hedefim hep büyüktü; okulu başarıyla bitirip, iş dünyasında sağlam bir yer edinmekti. Ancak zaman geçtikçe, öğrendiğim her yeni bilgiyle birlikte hayal kırıklığım da büyüdü. Yine de bir umut taşıyordum. “Bu kadar fedakârlık, bu kadar gece gündüz ders çalışmak, sonunda karşılığını verir” diyordum kendi kendime.
Fakat, mezuniyetin arifesinde karşılaştığım bir gerçekle, içimdeki umut sarsılmaya başladı: Hangi mühendislikler 300 bin barajını aşmaz? İyi bir iş bulma umutları, kariyer planları, ilk maaşımın yüksekliği… Hepsi birden gözümde büyüyordu, ama sonra birkaç arkadaşımın durumunu duyduğumda, bu büyüyen umut birdenbire küçüldü.
Sınıf Arkadaşım Ali’nin Hikâyesi
Ali, aynı fakülteden, aynı bölümden mezun oldu. Kayseri’nin sakin mahallelerinden birinde büyümüştü, ama o da benim gibi kendi yolunda ilerlemek istiyordu. İş görüşmesine gitmek için hazırlık yaparken, hayalindeki maaşları düşünüyorduk. “Benim hedefim 350 bin” demişti, ama birkaç ay sonra aynı Ali’nin gözlerindeki hayal kırıklığını fark ettim. O gün konuştuğumuzda, sadece maaş değil, iş dünyasının ne kadar soğuk ve belirsiz olduğunu da anlamıştı. “Bunu hak etmiyorum,” demişti. Şirketler, iş ilanları… Her şey bir kısır döngü gibi. Ali, başladığı işte 300 bin liranın biraz altında bir maaş alıyordu. Üzerine bir de yerleştiği şirketin küçüklüğü ve düşük yatırım imkanları eklenince, o büyük hayalini kurduğu iş hayatına olan inancı sarsıldı.
İçimdeki hayal kırıklığı büyüdü. Hangi mühendislikler 300 bin barajını aşmaz sorusu kafamı kemirmeye devam etti. Çünkü görünen o ki, bazen bu baraj sadece bir rakam değil, bir hayal. Bir yol, ama ulaşması zor bir yol.
Ya Ben? Kendi Yolumu Bulmak
Bir gün, Kayseri’nin o güzel taş sokaklarında yürürken, tam da bu düşünceler içindeydim. İş dünyasında daha fazla ilerlemek için ne yapmam gerektiğini düşünüyordum. Mühendislik okurken, insanı en çok hayal kırıklığına uğratan şeylerden biri, öğretilen teorilerin gerçek dünya ile ne kadar uyuşmadığıdır. Kitaplar güzel, sınavlar zor ama sonunda ortaya çıkan tablo bazen pek iç açıcı olmuyor.
Gözlerimi kaldırıp Kayseri’nin o muazzam Erciyes Dağı’na baktım. O da dağlardan biri. Yüksek, sert, bazen karla kaplı… Birçok insan gibi, ben de o dağın zirvesini görmek istiyorum. Ama o zirveye çıkmak ne kadar zor, ne kadar zahmetli… Hangi mühendisliklerin 300 bin barajını aşacağını düşündüğümde, bu zorluğa takıldığımı fark ettim. Gerçekten sadece bir maaş meselesi miydi, yoksa iş hayatına adım atmak, kendini kabul ettirmek, ve sonunda başarıyı yakalamak bambaşka bir şey miydi?
O gün, iş görüşmelerinin ardından yürüdüğümde, içimde garip bir huzur vardı. Kimse bana ne kadar maaş alacağımı söyleyemezdi, bu benim kararım olmalıydı. Ne olursa olsun, azimle ve inançla o zirveye çıkacağım. Hangi mühendisliklerin 300 bin barajını aşacağını soranlar olsa da, bu baraj bir noktada sadece bir rakamdan ibaret olurdu. Çünkü insan kendi yolunu bulduğunda, her şey değişir.
Geleceğin Belirsizliği: Ama Yine de Umut
Bugün yine Kayseri’nin sokaklarında yürürken, biraz daha rahat hissediyorum. Çünkü hayal kırıklıkları, beklenmedik engellerle karşılaşmak insanı hem büyütür, hem de daha güçlü kılar. Gerçekten 300 bin barajını aşmayan mühendislikler var mı? Belki var, belki yok. Ama bir şeyi biliyorum ki, bu baraj sadece bir hedef, bir gösterge. Gerçek başarı, ne kadar para kazandığından ya da hangi mühendislik dalını tercih ettiğinden daha fazlasıdır.
Gelecek hala belirsiz ama o kadar da korkutucu değil. İçimde bir umut var. Belki 300 bin barajı bir anlam ifade etmiyor, çünkü esas baraj, insanın kendi içindeki sınırları aşabilmesinde yatıyor. Benim için, Kayseri’nin sıcak havasında, bir kafede otururken bile, bu barajı aşan bir geleceğe doğru yürüyordum.
Umarım sen de, okuduğun bu yazıda benim gibi düşünürsün. Hangi mühendisliklerin 300 bin barajını aşacağını merak etme, asıl önemli olan, o barajı geçmeye karar verdiğinde seni hangi yeni ufukların beklediğidir.